Cam Ustası izle The Glassworker (2024)

Cam Ustası Filmini Sevenlere Öneriler

Yorumlar (11)

Sadece kayıtlı üyeler yorum yapabilir. Bir kaç saniye içerisinde kayıt olabilirsiniz.

Lusita adlı kullanıcı Lusita

Başlarda hikaye güzel başlamış ve ilerlemiş olsa da sonu tatmin etmedi.

taylanm adlı kullanıcı taylanm

1980-1990 larin nerede o animasyon filimleri. Ben beğenmedim

Arjen-fu adlı kullanıcı Arjen-fu

Bu yorum spoiler içeriyor! Yorumu görmek için tıklayın.

Potansiyel olarak çok katmanlı ve zarif bir yapım "The Glassworker". Pakistan’ın ilk tamamen elle çizilmiş uzun metraj animasyon filmi olma özelliğini taşıyan bu yapım, geleneksel 2D animasyonun nadide bir örneği. Yönetmenliğini Usman Riaz yaparken, film onun yönetmenliğe ilk adımı olarak öne çıkıyor aynı zamanda. Görsel olarak Studio Ghibli esintileri taşıyan, anti-savaş temalı, içten ve melankolik bir aşk öyküsü. Elle çizilmiş, Ghibli etkili animasyon tarzı, izleyiciye bir tabloda gibi hissettirecek düzeyde detay ve duygu sunuyor. Aynı zamanda görsellik, Pakistan’ın doğası ve mimarisiyle olan derin bağıyla da öne çıkıyor. Edebî ve estetik katmanlar açısından baktığımızda, ses, müzik ve görselin birlikte harmanlandığı film, geleneksel anlatıyı görsel şiirle birleştiriyor adeta. İzleyiciler, güzelliğe ve kırılganlığa duyarlılıkla etkisiyle katılıyor. Bazı eleştirmenler filmdeki görselliği ve tematik derinliği överken, finali “soyut” ve tatmin edici bulmadıklarını belirtiyorlar ki aynen ben de katılıyorum buna. Kifayetsiz bir son, gereksiz ve silik bir son: Genel olarak, "Güzelliğiyle büyüleyen ama finalde izleyicide tatminsizlik bırakan bir deneyim" yorumu hep çok öne çıkıyor. Next Best Picture editörünün sözlerine de değinmek isterim burada, demiş ki bu zat: “Film, gerçek bir sanatçı ne demektir sorusunu izleyiciye sorduruyor—yaratmalı mıyız yoksa yorum ve yeniden üretim yeterli mi?” Sonuç olarak deniliyor ki bu sorgulama, yapımı sadece izlenmesi gereken bir şey olmak düzeyinden çıkarıp, üzerine düşünülmesi gereken bir esere dönüştürüyormuş. Bunlar sadece hamaset. Bir sanat felsefesi uzmanı olarak böyle boş yorumların hala bir şey söyleniyormuş gibi yapılması da beni şaşırtıyor. Bunlar yüzlerce yıllık hamasettir. Neden hamasettir çünkü herkes bilir ki sanat zaten yaratmaktır. Bunu tartışan falan yok ki zaten. Ayrıca filmin omurgası üzerinde ikincil üçüncül bir mesele bile değil bu. Kenardan ufak bir gazel hükmünde sadece o kadar. Filmi zadece izlenecek bir şey olmaktan çıkarmak falan buna bağlı olamaz. Bilindik sağlam bir doneyi kullanıvermiş sadece ki o da zaten filmdeki olumsuzluğa neden olan hadde aşıveren karşılıklı konuşmalar bölümünün bir parçası olarak beliriveriyor alt tarafı. Neyse uzatmayalım bu gereksiz bölümü de yani bi' haltmış gibi her yerde bahsedip duruyorlar özel bir şeyden bahsediyor havasıyla da rahatsız oldum bu basitlikten biraz. Kietzsche bir evrenin ürünü bunlar artık, ondan öteye bir anlam taşımadığının bilinmesi gerekir. Miyazaki havası var elbette ve bunu biraz sürdürerek bu benzerliğin nereden geldiği üzerine de bir iki şey söylemek isterim: Bu, görsel bir benzerliktir (elle çizilmiş animasyon, yumuşak renk paleti, pastoral arka planlar) beni ve çoğu kişiyi de “Ghibli etkisi” demeye iten budur ama The Glassworker’ın ruhu ve anlatım dili Miyazaki’den öz anlamında epey farklıdır. Miyazaki’nin filmleri genellikle fantastik bir dünya kurar: Doğaüstü öğeler, ruhlar, büyüler, yaratıklar. Temposu dalgalıdır: Sessiz, uzun planlar ile ani aksiyon anlarını harmanlar. Çok katmanlı alegoriler sunar ama çoğu sembolik, doğrudan politik değildir. The Glassworker ise tamamen gerçekçi bir dünya içinde geçiyor, fantastik unsur da çok az. Daha doğrusal ve diyalog odaklı bir anlatı kurmakta, uzun sessizliklere az yer var. Mesajı çok net ve doğrudan politik: Anti-savaş, sınıf ve ideoloji çatışması. Karakterler, Miyazaki’nin “keşif ve dönüşüm” yolculuğundan çok, trajediye yazgılı bir aşk hikâyesinin parçası. Dolayısıyla benzerlik bence sadece teknik biçimde var (elle çizim, bazı kompozisyon anlayışları-istenirse kompozisyon anlayışlarını ayrıntılı biçimde ortaya koyabilirim ama şu an gerek olduğunu sanmıyorum işi uzatır iyice ve teknik bir mesele özü itibariyle tamamen), ama hikâye yapısı, tema işlenişi ve ton olarak Miyazaki’ye değil, daha çok klasik Avrupa romantik dramına yakın durmakta. Peki Miyazaki değilse hangi yönetmenlere yakın durmaktadır bu film? Makoto Shinkai (Your Name, 5 Centimeters Per Second): Gerçekçi duygusal yoğunluk, uzaklık teması, görsel şiirsellik. Özellikle aşkın zamana ve koşullara yenik düşme hissi benzer. Isao Takahata (Grave of the Fireflies): Anti-savaş mesajı, sade ama yürek burkan gerçekçilik. Çocukluktan gençliğe geçişte masumiyetin kaybı. Sylvain Chomet (The Illusionist): Diyalogdan çok atmosfer ve jestlerle anlatım; sanata duyulan nostaljik bakış. Kültürel detaylarda özenli görsellik. Wong Kar-wai (In the Mood for Love): Melankolik aşk atmosferi, renk paletinin duyguyu belirlemesi, “geç kalmışlık” hissi. Özellikle ilişkilerdeki ulaşılmazlık ve “anların kırılganlığı” benzer. Son olarak da sembolik anlatımın gücü çok öne çıktığı için semboller üzerine konuşarak işi bitirmek isterim: Cam - Kırılganlık: Hem Vincent ile Alliz’in aşkının hem de savaş dönemindeki insan ilişkilerinin hassasiyeti. Şeffaflık ve Doğruluk: Sanatın ve duyguların saf hali, saklanamaz oluşu. Eriyen ve Yeniden Şekillenen Madde: İnsanların, özellikle savaş baskısında, yeniden şekillenmesi veya kırılıp yok olması. Cam Atölyesi - Sanatın Sığınağı: Dışarıda kaos varken, içerideki üretim alanı bir tür “korunaklı dünya”dır. Babadan Oğula Aktarılan Meslek: Kültürel miras ve kuşaklar arası bağ. Keman İfade Edilemeyen Duyguların Dili: Alliz’in babasının otoritesi altında söyleyemediği her şey müzikte var olur. Savaş ve Sanat Arasındaki Çatışma: Alliz’in asker bir babadan gelmesi ama sanata bağlı yaşaması. Pencere ve Vitrin Camları - Dışarıyla Aradaki İnce Bariyer: İçerideki güvenli ortam ile dışarıdaki yıkım arasındaki sınır. Cam kırıldığında, güvenli dünya da sona erer. Savaşın Gölgesi: Filmde doğrudan cephe sahneleri yok ama her sahnede hissedilen bir “yaklaşan felaket” havası var. Bu görünmeyen tehdit, insanın içindeki korkunun somutlaşmış hali. Peki; teşekkür ederim ve izlemek isteyen herkese iyi seyirler dilerim.

Filmvardertyok adlı kullanıcı Filmvardertyok

Güzel animasyon, evet cidden bir miyazaki havası var ama o tabi başka bir dünya. Eski "seker kız candy" tarzı bir ergen romantizmi var, hoş. Fps olarak biraz eksik gibi geldi diyeceğim saçma olacak ama cidden sanki 24 kare saniye değil (animasyonlar normalde kaç onuda bilmem). Kurgu bazı yerlerde niye böyle dediki, olduki dedirtmiyor değil ama olsun, sıkıcı değil ve izleniyor bir şekilde. 7/10

yamail adlı kullanıcı yamail

usta senden olur ha.........anımasyonları once sen bı yorumla ona gore bakalım .

Munek-kid adlı kullanıcı Munek-kid

Ananevi animasyonlar 12 fps dir

Canfeza adlı kullanıcı Canfeza

Bu yorum spoiler içeriyor! Yorumu görmek için tıklayın.

Kavusamayinca efsane olur dedikleri bu olsa gerek sadece sonu için sabredin ve derin bir ah çekin 10 üzerinden 7

Munek-kid adlı kullanıcı Munek-kid

Seyirlik. Animasyon ve müzik bahsinde Miyazaki havası vermiyo değil, yaklaşmış denebilir. Hatta karakter dizaynları basit bile olsa Miya' dan daha iyi. Onun bazı karakterlerde garip bir şekilde uncanny valley olabiliyo. Ancak senaryo iyi bağlanamamış. Mano stüdyonun ilk prodüksiyonu olduğu için daha iyisi olacaktır diyeceğim ama, Pakistan bazında ilk muteber animasyon film olması hasebiyle gayet iyi. Yapılan yapılacak olan daha iyilerin teminatı intiba veriyo. Yolu açık olsun...

Munek-kid adlı kullanıcı Munek-kid

Mano studyonun bahis mevzu making of videosunu da izleyin derim

Zagor adlı kullanıcı Zagor

Ben beğendim...izlenesi demiyorum ama benim gibi beğeneni olur ...

mataramasukoy adlı kullanıcı mataramasukoy

Başları cam işleme zanaatını güzelce anlatırken, ortalarında romantizm, savaş başlıyor.Sonlara doğru dram/savaş filmi olarak bitiyor beğenmedim.Yazar ne yapacağına karar verememiş, biraz ondan biraz bundan ekliyim demiş sanki...Hiçbir duyguyu tam olarak alamad, hepsi yarım yamalak işlenmiş.Sevenide çok olacaktır bunu öngörüyorum, çünkü hoş bir görüntü akışını sağlayan garibanlık, emek, dram, savaş var.Toplumun bu gibi konularda sinematografik bakışı azalır.

Cehennemciyiz adlı kullanıcı Cehennemciyiz

Fragmanini izledim..sıkıcı bir filme benziyor

Athraxin adlı kullanıcı Athraxin

Başları çok güzel sıcak ilerliyorken sonlara doğru saçmalamış bence. Daha güzel bir son olabilirdi.